Huzursuzluk | Livaneli | Alıntılar

403
resim kaynak goodreads

Livaneli’nin Huzursuzluk romanından alıntı cümleler:

Tam tersi sanılır ama zaten hayatta normal olan huzursuzluk durumudur, huzur ise çok ender yakalanan geçici anlardır olsa olsa. | sayfa 99

Asil insanların en neşeli zamanlarında bile bir hüzün vardır, daha düşük ruhlar ise en sefil zamanında bile neşelidir. | sayfa 27

Bu ülkenin okur yazarları; boşluğa düşen trapezci gibiydik. Doğu askısını bırakmış, batı askısını da yakalayamadan aşağı düşmüştük. | sayfa 65

Başka hayatın mümkün olduğunu hatırlatan bu imge, daha fazla umutsuzluğa düşmelerinden daha fazla acı çekmelerinden başka bir şeye yaramıyordu. İşkencede odadaki kanarya gibi; bana, o güzel ötüşüyle dış dünyayı baharı, sarmaş dolaş gezinen sevgilileri hatırlıyor, özgürlüğü aklına getirmesi canımı yakıyordu. | sayfa 73

Çinlilerin “kadın ilk, erkek ise son aşkını unutamaz” lafı…
Sanılanın tersine, erkekler romantizmin kadife yastığına daha çok yaslanma gereksinimi içindeler artık. | sayfa 76

Sevişirken iç içe geçen, solukları karışan, birbirine en yakın hale gelen insanların, sonradan bu kadar yabancılaşmasına, hatta can yakmaya çalışmasına hep hayret etmişimdir. Önce en büyük haz, sonra en büyük can yakma, ne tuhaf. | 78

*** dürbüne tersten bakmak gibi uzak

*** tükürünce cızırdayacak kadar kızgın

Kedimi aklı başında bir adam sayarım ama böyle rastlantılarda içimizi kıpırdatan bir metafizik yan bulmanın çekiciliğine zaman zaman karşı koymam güç olur. Bence bütün insanlarda vardır bu. Sanki varoluşumuz, yaşamımız bir takım anlamsız, saçmasapan rastlantılara bağlı değil de daha derin ve kavrayamadığımız bir anlamı varmış gibi duyumsarız ve itiraf etmesek bile herkesin hoşuna gider. | sayfa 81

Angelina Jolie’yi ise, mit yaratmadan yaşayamayan ama bu teknoloji çağında mitolojisiz kalmış modern insanın, maceralarını izlediği yeni bir Olympos tanriçası olarak görüyordum. Daha doğrusu kendisini değil de imgesini. Artık insanların Gılgamış’ı, Enkidu’su, Hera’sı, Afrodit’i yok, onların yerine hip hop, futbol, müzik ve sinema tanrıçaları var. Tanrılar ve tanrıçalar gibi onların aşk, evlenme, boşanma, kavga, kıskançlık, cinayet maceralarını izliyorlar. Jolie Artemis gibi. | sayfa 82

Doğunun bilginleri batı gibi kitapla değil sözle şiirle menkıbeyle meselle konuşur. (Zerdüşt, Nabukadnezar,  Harun el Reşid, Gılgamış) | sayfa 84

Bir yer var
İyiliğin ve kötülüğün ötesinde
Seninle orada buluşacağız (Mevlana)

There exists a field beyond all notions of right and wrong I will meet you there (Brad Pitt Döğmesi) | sayfa 86-89

Kardeşine, anana, babana bile güvenmezsin, insan kılığındaki her yaratığın içindeki canavarı görürsün hep, başka bir şey göremezsin. | sayfa 95

Ben sadece kendimi tedavi etmek için yazıyorum, insan denilen yaratıkların arasında yaşama gücünü tekrar bulabilmek için | sayfa 111

Merhamet de zulmün parçası, merhamet zulmün merhemi olamaz. | sayfa 131

Kadınla erkeği birbirine çeken, feromon mu, koku mu, ten uyuşması mı, kişilik mi, tavır mı, davranış mı, ses mi, gülüş mü, bakış mı, boy bos mu, ruh güzelliği mi, kafa denkliği mi her neyse, hiçbiri yoktu bunların. | sayfa 132

Tüketen insanın üreten insandan daha değerli olduğu bu yanlış ve ahlaksız döneme tahammülüm kalmamıştı artık. | sayfa 134

Aklı Batıda, kalbi Doğuda yaşama şizofrenisinin parçaladığı ruhların bunalımını, özgüven eksikliğini, yabancı tüketim mallarıyla örtmeye çalıştıkları tedirgin kişiliklerini, olduğundan farklı görünme çabalarını sanki gözlerim birdenbire açılmışçasına göstermişti Hüseyin bana. | sayfa 134

Doğuluların Batılı, Batılıların ise kendi halkına yabancılaşmış bir Doğulu olarak gördüğü kimliksizlikten kurtulurdum. | sayfa 135

İnsanlar arasında oluşan sözsüz kontratlar bir kez nasıl başladıysa öyle gider; bu da bize düşen rol dağılımıydı artık. | sayfa 139

Belki de her şeyini yitiren bir insanın son sığınağı insan onurudur, elinde kalan tek şey budur. | sayfa 143

Merhamet keskin bir kılıç; merhamet gösterenin kabzasından tuttuğu ama karşı tarafı yaralayan bir kılıç.
Hz. Ali’ye senin için kötü sözler söylüyor denildiğinde, hayret ben ona hiçbir iyilikte bulunmadım ki, der.
– İyilik yükü altında kalmamak için onu gözünde küçültüyor –

Sana yardım etmeme izin vererek bana yardım et,
kendi gözümde değer kazanmam için bana yardım et,
oradan oraya savrulmuş bu değersiz adamı kurtarmak için yardım et. | sayfa 152


Huzursuzluk | Zülfü Livaneli | Doğan Kitap

 

 

 

 

 

 

TEILEN

Bir Cevap Yazın