Siddhartha | Hermann Hesse | Alıntılar

207

Siddhartha | Hermann Hesse | Alıntılar

Siddhartha ile akla gelen sorular;
  • İçine doğduğu ortamın doğrularıyla uyumlu yaşamak “iyi” olmak mıdır?
  • Sahip olunan kimliği her ne pahasına olursa olsun muhafaza etmek mi gerek?
  • Kimliğe ve ortama uygun davranmak ve onaylanmak mutluluk için yeterli mi?
  • Aradığını bulamadığını söylemek, tatminsizlik yaşamak nankörlük mü?
  • İçindeki boşluğu gidermek için arayışta olmak için yeterli ömre sahip miyiz?
  • Sürekli aramak tutsaklık mıdır?
  • Sevdiklerimizin hayatlarına müdahale ve onları koruma aslında nelere sebep olur?

Sen de aramaktan bulma fırsatını yakalayamayanlardan mısın?

“Bir kimse arıyorsa, gözü aradığı şeyden başkasını görmez çokluk, bir türlü bulmayı beceremez, dışarıdan hiç bir şeyi alıp kendi içine aktaramaz, çünkü aklı fikri aradığı şeydedir hep, çünkü bir amacı vardır, amacın büyüsüne kapılmıştır. Aramak, bir amacı olmak demektir. Bulmaksa özgür olmak, dışa açık bulunmak, hiç bir amacı olmamak.” (Sayfa 137)

“Düşünmek – öyle görünüyordu ona – nedenleri bilip tanımak demekti, ancak bu yoldan duygular bilgilere dönüşür ve yitip gitmeyerek bir varlık kazanır, içlerindeki özü ışıyarak çevrelerine yansıtırdı.” | s.46

  • Yitip giden duyguları korumak için, yitip gitmesinler diye düşünmek. Duyguları somutlaştırmak için. Duyguların bilgilere dönüşmesi! Bilgiyle duygu ayrı kutuplar değil miydi halbuki? Bilse de insan duygularına yenik düşüp bildiği aksine işlemez miydi? 

Hikmetini ve içyüzünü öğrenmek istediğim şey,  Ben’di. 
Kurtulmak alt etmek istediğim şey, Ben’di.
Ama alt edemedim, sadece yanılttım, sadece kaçtım ondan, sadece saklanıp gizlendim.
Doğrusu,… Siddhartha olduğum bilmecesi kadar kafamı başka hiçbir şey kurcalamadı. 
Ve dünyada kendim kadar, Siddhartha kadar az bildiğim başka hiçbir şey yok!

kendimden korkuyordum çünkü kendimden kaçıyordum!” | s. 47

  • Kimsin sen? Cevabını biliyorsan ne mutlu. Bilmiyorsan yazık. Anlamaya mı çalışıyorsun kendini yoksa kafanda ya da çevrendekilerin kafasında bir sen var da ona uymaya mı çalışıyorsun? Kim olduğunu tercihlerin belirler diyor Sartre. O zaman serbestçe seçmeli mi?

Oysa dünya kitabını ve kendi varlığımın kitabını okumak isteyen ben ne yaptım, önceden varsaydığım bir anlam uğruna işaretleri ve harfleri hor gördüm, görüngüler dünyasına yanılsama dedim; kendi gözümü ve kendi dilimi, nasılsa var olmuş değersiz nesneler saydım.” | s. 49

  • Açıklayamadığına yanılsama de geç ne kolay. Gerçeklik algisi meselesi gelecek ileride. 

“Sevgi avuç açıp dilenilebilir, para pulla satın alınabilir, armağan olarak sunulabilir sana, sokakta bulunabilir, ama haydutlukla ele geçirilemez.” | s. 63

Hangi işten anlıyorsan, o işi yapmalı, çalışmana karşılık da para, giysi ve iskarpin almaya bakmalısın. Yoksul biri başka türlü para sahibi olamaz.” | s.63

  • Ya hiçbir şeyden anlamıyorsan sana yasaklanandan başka?

Belirlediği hedef kendine çeker onu çünkü hedefinden onu alıkoyacak hiçbir şeyin ruhundan içeri sızmasına izin vermez.
“… herkes belirlediği hedefe ulaşabilir, yeter ki düşünmesini, beklemesini ve oruç tutmasını bilsin.” | s. 67

“Yazmak iyidir, ama düşünmek daha iyi; akıllılık iyidir, ama sabretmek daha iyi.” | s.71

Zenginlerin ruhlarındaki hastalık yavaş yavaş kavrıyordu onu.” | s. 82

Ölümlü nesneler hızlı bir değişim içindedir...” | s. 95

Atman’ı benliğimde yeniden bulabilmek için budala birine dönüşmem, yeniden yaşayabilmem için günah işlemem gerekiyordu. Yolum daha nereye götürecek beni? Acayip bir yol, dönemeçler çizerek ilerliyor, belki de bir çember çiziyor. Nasıl ilerlerse ilerlesin, izleyeceğim bu yolu.” | s. 98

  • Ne pahasına olursa olsun kendim olacağım mi demek bu?

“sen de ırmaktan öğrendin mi o gizi, zaman diye bir şey olmadığını?” | s. 107

“Geçmişte olan, gelecekte olan hiçbir şey yoktur; her şey vardır sadece, şu an içinde varlık sahibidir.” | s. 108

“Katlanacağı acılar az buz olmayacak, yüreğinde bir gurur ve soğukluk var, pek çok acı çekmekten yakayı kurtaramaz böyleleri, pek çok yanılır, pek çok uygunsuz iş yapar, pek çok günahı yükünü yüklenir.” | s. 118

  • Siddhatrha’nın oğlu için Vesudeva der bunları. Yüreğinde soğukluk olan gurur olan birinin çocukluktan okunur mu kaderi? Bu özelliklerle doğmak onun tercihi mi ki böyle acıları çekmekten yakayı kurtaramıyor? Böyle bir kader ile mücadele ederek mi kazanabilir iyi olma yeteneğini yoksa bu bir cezalandırma şekli mi?

 

yumuşak sertten güçlüdür, su kayadan güçlü, sevgi zorbalıktan güçlüdür. … Peki, onu zorlayıp cezalandırmadığını sanmakla yanılmıyor musun acaba? 
Sevgi bağınla onu bağlamıyor musun? 
Onu her gün utandırmıyor, iyi yürekli ve sabırla davranarak onun içini daha da güçleştirmiyor musun?
Onu, bu kendini beğenmiş ve şımarık çocuğu, bir kulübede muzla karınlarını doyuran, pirinç bile kendileri için lüks bir yiyecek sayılan, düşünceleri onunkine hiç benzemeyen, kocayıp sessizliğe gömülmüş yürekleri onunkinde başka türlü çarpan iki ihtiyarın yanında yaşamaya zorlamıyor musun? 
Bütün bunlarla oğlan zorlanmış ve cezalandırılmış olmuyor mu?” | s. 118-119

Hem, oğlunu Sansara’ya karşı koruyabilir misin? Nasıl yapabilirsin bunu? 
Öğreterek mi, duayla, tapınmayla mı, uyararak mı?
Kim Samana Siddhartha’yı Sansara’dan korudu, günahtan, açgözlülükten, budalalıktan korudu onu?
Babasının dindarlığı, öğretmenlerinin uyarıları, kendi bilgisi, kendi arayışları koruyabildi mi?
Hangi baba, hangi öğretmen yaşamını yaşamaktan, yaşamla kendini pisletmekten, bizzat günahlara girmekte, bizzat acı içkiyi içmekten, kendi yolunu kendisi bulmaktan alıkoyabildi Siddhartha’yı?
Sanıyor musun ki, sevgili dostum, bu yolu yürümekten belki esirgenen biri olabilir?
Sevgili oğlun bundan esirgenir sanıyorsun belki, çünkü onu seviyorsun, acı ve üzüntüden, düş kırıklıklarından esirgemek istiyorsun onu. 
Ne var ki, onun için tekrar tekrar ölüp dirilsen bile, yine de yazgısının en küçük bir parçasını koparıp alamazsın ondan.” | s. 119-120

  • Yazgıdan kaçamayan onunla savaşanlar, sevdikleri için edişe edip onların kendilerinden ya da acı çeken diğerlerinden farklı bir insan olmalarını isteyenler… Bu mümkün görünmüyor. Herkes, insansa eğer acı çekecek, yanılacak, üzülecek, ezilecek demek.
Kitabı Özetleyen Cümle

Siddhartha bu andan sonra yazgıyla savaşı bıraktı, çektiği acılar son buldu.
Yüzünde bilmenin neşesi çiçeklendi, hiçbir istemin karşı duramadığı, mükemmelliği tanıyan, oluşumların ırmağına, yaşamın seline “evet” diyen bir bilmenin neşesi.
Acıları ve sevinçleri paylaşmaya hazır, kendini tümüyle ırmağın akışına bırakmış, birlik ve bütünlüğün bir parçası olmuştu Siddhartha.” | s. 139

Bilgelik bir başkasına anlatılamaz; bir bilgenin başkalarına anlatmaya çalıştığı  bilgelik aptalca bir şey gibi gelir kulağa.” | s. 139

Bilgi bir başkasına aktarılabilir, bilgelikse hayır. | s. 139

Asla bir insan ya da bir eylem tümüyle Sansara, tümüyle Nirvana değildir, asla bir insan tümüyle kutsal ya da tümüyle günahkar olamaz.
Böyle gibi görünmesi yanılmamızdan, zamana gerçek bir nesne gibi bakmamızdandır. 
Zaman gerçek değildir… 
Zaman da gerçek değilse, dünya ile sonsuzluk, acı ile mutluluk, kötü ile iyi arasında var gibi görünen çizgi de bir yanılgıdan başka şey değildir.” | s.140

“... gelecekteki Buddha günahkar kişinin içinde şimdiden, bugünden vardır, geleceği içindedir onun…” | s. 140

  • Zaman yok deyince tabi bu normal.

“Hiç kimse bir başkasının yürüdüğü yolda ne kadar ilerlemiş olduğunu göremez,
haydutların ve zar atıp kumar oynayanların içinde bekleyen bir Buddha, Brahmanların içinde bekleyen bir haydut vardır.” | s. 140

“…bir insanın hazinesini ve bilgeliğini oluşturan şeyin bir başkasının kulağına her zaman aptalca gelmesine de hiç diyeceğim yok.” | s. 142

  •  Herkesin yolu ayrı. Karışma, kalıba sokma.

resim kaynak imdb.com
The German author, poet and Nobel laureate in literature of the year 1946, Hermann Hesse poses in front of his residence in Montagnola, canton of Ticino, undated picture. (KEYSTONE/PHOTOPRESS-ARCHIV/Str) Der deutsche Schriftsteller, Dichter und Literaturnobelpreistraeger von 1946, Hermann Hesse, posiert vor seinem Haus in Montagnola, Tessin, in einer undatierten Aufnahme. (KEYSTONE/PHOTOPRESS-ARCHIV/Str)
Hermann Hesse

1877 Almanya Doğum
1962 Ölüm
1946 Nobel ödülü

Alıntıların Alındığı Kitap
Çeviri Kamuran Şipal
Can Yayınları
43. Baski
Haziran 2017
148 sayfa

 

 

 

 

 

TEILEN

2 YORUMLAR

Bir Cevap Yazın