Yüz Yıllık Yalnızlık | Gabriel García Márquez | Alıntılar

124
resim kaynak caracol.com.co

Yüz Yıllık Yalnızlık | Gabriel García Márquez | Alıntılar

GABO ve Yüz Yıllık Yalnızlık. Bir film gibi gözünün önünde akan sahneler, fantastik bir dram.

Rüya gibi, olanlar sorgulanamaz.

Gerçek gibi, duygular çok tanıdık.

Uzun ve yormayan. Hızlı ve sakin. Akıcı ve geri sarmalarla okunan.

Pilar Ternara… “Titiz bir yaşlılığın iskambil kağıtlarından daha çok doğru kararlara ulaştığı…” 

Ya o zamana kadar yaşamazsan, doğru kararlar almak adına yaptığın hamleler basit bir kumar değil mi? Öyle.

“insan ölme zamanı geldiği için değil, ölebildiği için ölür.” | s.272

Ölemediğin için hala hayattasın, bir ölebilsen bir dakika daha acı çekebilir misin? Biran dahi üzebilirler mi seni?

“Kendine son kertede biran olsun başkaldırmak hakkı tanımak isteği…
Her şeye sıçıp batırmak
koca bir yüzyıl boyunca tatsızlık olmasın diye
kaç kez niyetlenip ertelediği bu özlemi gerçekleştirmek.”

“yuttuğu bütün ağır sözleri sövgüleri sayıp dökmek, içini boşaltmak için yanıyor tutuşuyordu. 
Bok, diye bağırdı. 
Nerede?
Burada (yüreğini göstererek)  (Ursula) | s. 282

Öyle bunalmadın mı sen de? İnce ince koruduğun doğruların, yerine getirdiğin sorumluluklar biranda yerle bir olmadı mı hiç? Kıymet bilmeyenlerin umursamadığı olmadı mı senin için önemli olanları? Parçalamadılar mı özene bözene yaptığın kumdan kaleni? Sen de boş vermeyi dilemedin mi kısacık da olsa? Rahat bir nefes almayı istemedin mi? Kimse üzülmesin diye ses etmediğin… Onlar üşümesin diye üstün açık yattığın gecelerin sayısı az mı?

“kişinin vicdanı rahatsa yorgunluktan tükeninceye dek yemek yiyebilir.” (Camila)

 

Yemek yemek vicdan işi. Vicdanın rahat veriyorsa yersin başkaları açken. Bazen kısa molalar verir ya vicdan o zaman unutur yersin yoksa aç kalır ölürsün. Bazen de vicdanı susturmak için yersin. Kendine eziyet edersin yerken. Onca zararlı haşaratı midene doldurur sen olmasına izin verirsin. Küçük parçalara ayrılıp kanın, tenin, saçın, gözün olmasına… Yalnızca bir tek anlamı yok hareketlerinin insanın, herkeste ve her olayda farklı anlamları var işte.

“Metresinin kocası, karısının aşığı olmak” (A.Segundo) | s.289 ……. ZOR

Zor. Seçtiğin ya da başına gelen hayatın alternatiflerinin arayışında bulmak kendini. Kafası karışık insan olarak yaşamak zor. Toparlanana kadar ölürsün zaten.

Sonunda bir çözüm yolu bulursun.  Bulduğunu sanırsın ya da… O da bulmuş:

“Üzerinde hiçbir yargıya varmadan düşünmek.”
“Kaçınılmaz anıların duygularına dokunmaması için, katı düşünmeyi öğrenmişti.” | s.298

Katı düşünmek de zor. Arada yumuşarsa düşüncen dengesiz diyorlarmış…

“erkeklerin en büyük özelliği doyduktan sonra açlığı inkar etmeleriydi.” | s.323

Doyduktan sonra açlığı, hüzünde bir zamanlar mutlu olduğunu, zenginlikte bir zamanki fakirliği hatırlamamak! İnsan unutkan. İnsan nankör.

“Paylaşılmış yalnızlık cennetini bulabilmek için ömürlerinin yıllarını heder etmişlerdi.” (A.Segundo – Petra) | s.378

Paylaşılmış sonuçta yalnızlık da olsa. Belki de paylaşılabilecek en güzel şey; yalnızlık!

Bir şeylerin peşinde koşarken, bir şeyleri ararken heder edilen ömürler. Kadın, para, şöhret… Varacağın belli olmayan bir limanda dinlenebilmek için yıllarca denizde fırtınalarla boğuşmak. Bir kaç sene ihtiyar hasta olarak bir sandalyede işsiz oturmak için koca ömrü çalışarak bozdurmak.

“birbirlerini yatakta olduğu gibi masa başında da sevebilmek” | s.378

Sevmek… masa başında, kağıt üzerinde, yatakta, evde, işte, ailede, yazın, baharda, kötü günde, iyi günde… Ne çok çeşit.

aylardan hep Mart günlerden hep Pazartesi olmasının ne demek olduğunu bilmek” | s. 388

Hep aynı anın içinde sıkışıp kalmak, başka bir yere kımıldayamamak mı ?

Ya da hep aynı an içerisinde olmasına rağmen başka anlara aktığını zannetmek mi?

Zor sorular.

Tanrının sonsuz iyiliği ile yarattığı ve şeytanın kötüye saptırdığı her şeyden korkması gerektiğini öğütlemişlerdi ona” (Papa Arcadio’ya) | s. 410

Sevmek mi öğütlendi sana korkmak mı, bir şeyleri yapmak zorunda olduğunu anlatmak için?

“İnsanlar birinci mevkide giderken edebiyat yük katarına atılırsa dünyanın anası bellenmiş demektir.” (Katalonyalı) | s. 443

edebiyatın insanlarla alay etmek için bulunmuş en iyi yöntem olduğu” | s. 430

Başka çare kalmayınca belki…

ışığa tutulan kağıdın arkasındaki yazılar nasıl tersinden okunabilirse zamanın ışığında da geleceği okuma olanağının bulunduğu…” | s. 434

Bilinmezi anlamanın yöntemleri hep var da işaretleri görüp anlamlandırmak mesele…

anıların durağan ve değişmez zamanında yaşamak.” (Pilar) | s.437

Anılar sardığında etrafını zaman akmaz, sahne değişmez bir türlü. Anılar sıkıştırır seni aynı dekora aynı ana. Hayalin kilitlenir, anahtarı zaman denizinin dibini boylar.

Belki de gelecekten ümidin kalmadığın da ve şimdide yapacak bir şey bulamadığında olur böyle…

geleceğin belirsizliği, yüreklerini geçmişe çevirmişti.” | s. 451

Gelecek belirsiz ve şimdiden umut yoksa tek çare geçmişe bakıp avunmak mı? Mutluluğu, neşeyi, sevgiyi, merhameti hissetmeye çalışmak gibi… Bir zamanlar tattığın ve sadece hissettirdiği duyguyu anımsamak gibi…

gerçeklik duygusunu, zaman kavramını ve günlük alışkanlıkların düzenini yitirdiler.”  | s. 448

Gerçeklik duygusunu yitireli ne kadar oldu? Hala yitirmediysen yetersince acı çekmedin demektir, hazır ol.

Aşkların en çılgınca ve en vazgeçilmez olanının ömrünün sonundaki bir anlık gerçek olduğunu akıllarından çıkaramadılar.” | s. 445

 

günlük ve sonsuz tek gerçeğin aşk olduğu boş bir evrende asılı kaldılar.” | s. 450

 

büyük tutkuların ölüme rağmen sürebildiğini öğrendiler” | s. 455

yüzyıl içinde tohumu aşkla atılmış tek insan
soyu yeniden başlatacak
bütün kötülüklerden, yalnızlıklardan arındıracak.” | s. 455

kaynağı aşktan olmayan her türlü göz bağcılığına duyarsız.” | s. 456

Kaynağı aşktan olan ne var etrafında, hayatında?

arkadaş dediğin bir alay hergeleden başka bir şey değil.” | s:457

“kurumuş gül fidanlarının üzerindeki örümcek ağlarının direncine, 
ayrık otlarının yalnızlığına,
parlak şubat sabahlarını dolduran havanın sabrına hayranlık duydu.” | s. 458

“konuşana bir aynaya bakıyormuş gibi, 
son sayfalarda yazılı olayları söyleyerek yaşıyordu.” | s. 461

Son Cümle

YÜZ YILLIK YALNIZLIĞA MAHKUM EDİLEN SOYLARIN YERYÜZÜNDE İKİNCİ BİR DENEY FIRSATLARI OLAMAZDI” | S. 461


Yüzyıllık Yalnızlık

Roman
Can Yayınları
50. Basım 2016, İstanbul
464 Sayfa

 


resim kaynak newyorker.tumblr.com
Gabriel García (GABO)

1927 Kolombiya Doğum
2014 Meksika Ölüm
Nobel Edebiyat Ödülü 1982

Öykü 
Albaya Mektup Yazan Kimse Yok
Bir Kayıp Denizci
Hanım Ana’nın Cenaze Töreni
On İki Gezici Öykü
Yaprak Fırtınası
İyi kalpli Erendira ile insafsız büyükannesinin inanılmaz ve acıklı öyküsü
Sevgiden Öte Sürekli Ölüm

Roman 
Aşk ve Öbür Cinler
Başkan Babamızın Sonbaharı
Benim Hüzünlü Orospularım
Kırmızı Pazartesi
Kolera Günlerinde Aşk
Labirentindeki General
Şili’de Gizlice
Bir Kaçırılma Öyküsü
Yüzyıllık Yalnızlık
Şer Saati


Yüz Yıllık Yalnızlık | Gabriel García Márquez | Alıntılar

 

1 YORUM

Bir Cevap Yazın